"Eyaz, kibir korkusundan çekinirdi de onun için temkini, pek kuvvetli bir hale gelmişti." 238/6
"Yaradılanı severiz yaradandan ötürü" yü iddia olarak mı? bir sonuç olarak mı düşünmek doğru olur?
İddia illa bir slogan mantığıyla söylenmiş, içi boş bir tavrın niyeti olmayabilir. Bir yola çıkış niyetinin ifadesi olabilir belki. Ama niyet olarak değil de sonuç olarak dillendirildiğinde (içi doldurulmadığında) içi boşalan bir ifade oluyor.
Sonuç olarak söylemek bir yerden gelmekliği, bir bütünden bakabilmeyi ifade ediyor. Çile içinden geçmiş ve hala çile içindeki uyanık bir gönlü/aklı ifade ediyor. Burda sonuç bir yoldan geliş manasında, bitirilmiş bir yolculuk değil. Her an tekrar yeniden ifade edilmesi gereken bir duruştan bahsediliyor. Sonuç geçmiş yolun ifadesi anlamında - burdan, şimdi bakıldığında ama bitmiş, bitirilmiş bir serüven manasında değil. Bu manada (sonuç olarak söylemek) yolda oluş bitirilmemişlik, yanılabilir faniliğe açıklıklığı da içinde barındırıyor. Cümleyi bu şekilde yorumlamak söyleyeni kutsallaştırmayan bir ifadeye bizi götürüyor. Kutsal insandan, hayatın getirdiklerine karşı bütünden bakmaya çalışan mütevazi insan-ı kamile geçiş.
Zor olan, tersine çevrilmiş gibi duran yaratılan sevilmeden yaratana (yaratanı sevmeye) bir kapının açılıp açılmayacağı. Henüz görebildiğini sevemeyenin önce görmediğini sevmesi oradan gördüklerine dönerek onları sevmesi, bütünlüklü bakışını tamamlamasının mümkün olup olmadığı. Belki bir işrak olarak mümkün ama metadoloji, emek harcama, çile açısından bir soru işareti.
?
25 Ocak 2010 Pazartesi
Yaradılanı severiz yaratandan ötürü - yeniden
16 Ocak 2010 Cumartesi
uyuyamama
uykusuzlukla sızıyorum
gecenin yakut koynuna
niçin?
uykusuzum, uykusuzsun, uykusuzuz
nedendir, niçindir
uykuya, uyumaya direnişimiz bilmem
gecenin yakut koynuna
niçin?
uykusuzum, uykusuzsun, uykusuzuz
nedendir, niçindir
uykuya, uyumaya direnişimiz bilmem
14 Ocak 2010 Perşembe
Meşruiyet arayışı / şuur
Galiba ;
Şuur bir bütünlük hissi. Şu an duyumsadığımız, (içinde olduğumuz) ve şu ana geçmişiyle bağlı, geleceği tasarlayan, zamana yayılmış bir bütünlük hali şuur.
Yaşadığı gerilim ise tüm zamanlarda tutarlı bir varlık olma isteği. Yaptığını, yapmakta olduğunu, yapacağını tüm zamanlar içinde kendine ait değerler sistemi içinde meşru kılma çabası.
Bunun ise yaptıkları ve tasarladıklarıyla kendi içine, kendine dönerek kendini sorgulayarak, kendini nesneleştirerek yapıyor.
Bu niye önemli? Bu insanı sanırım hayvandan ayrıran bir şey. Tabiatın içinde bir etki tepki makinası olmaktan çıkaran şey. Ya da tabiatın içinde ihtiçlarının peşinde koşan bir şey olmaktan çıkaran şey. İnsanı tabiatın dışına çıkaran şey. Tabiate rağmen onu bir şey yapan şey.
Şuur bir bütünlük hissi. Şu an duyumsadığımız, (içinde olduğumuz) ve şu ana geçmişiyle bağlı, geleceği tasarlayan, zamana yayılmış bir bütünlük hali şuur.
Yaşadığı gerilim ise tüm zamanlarda tutarlı bir varlık olma isteği. Yaptığını, yapmakta olduğunu, yapacağını tüm zamanlar içinde kendine ait değerler sistemi içinde meşru kılma çabası.
Bunun ise yaptıkları ve tasarladıklarıyla kendi içine, kendine dönerek kendini sorgulayarak, kendini nesneleştirerek yapıyor.
Bu niye önemli? Bu insanı sanırım hayvandan ayrıran bir şey. Tabiatın içinde bir etki tepki makinası olmaktan çıkaran şey. Ya da tabiatın içinde ihtiçlarının peşinde koşan bir şey olmaktan çıkaran şey. İnsanı tabiatın dışına çıkaran şey. Tabiate rağmen onu bir şey yapan şey.
Etiketler:
Notlar,
Olduğun gibi görün göründüğün gibi ol
6 Ocak 2010 Çarşamba
Mekanizm/tereddüt?
Mekanizm bir akışın resmi. Onun akışın değişteren, ona gaye veren mana katan ise müdahele, biliçli dokunuş.
Bilincin mekanik olmadığını ya da mekanik bir hareketin neticesi olmadığını ise nerden anlayacağız. Akışın yönünden?
Belki de akışın mekanik olmadığının cevabı tereddüdün kendisindedir. Hayat durmaz, su yatağında ilerler durur ,yolunu aramaz. Arkasını dönüp gitmek mümkünken bundan rahatsız olup vicdan azabı duymaz.
Bilincin mekanik olmadığını ya da mekanik bir hareketin neticesi olmadığını ise nerden anlayacağız. Akışın yönünden?
Belki de akışın mekanik olmadığının cevabı tereddüdün kendisindedir. Hayat durmaz, su yatağında ilerler durur ,yolunu aramaz. Arkasını dönüp gitmek mümkünken bundan rahatsız olup vicdan azabı duymaz.
31 Aralık 2009 Perşembe
Zemberek
Vicdanın, merhametin
Issız kulelere döndüğü
Unutulmuş bir dünya
Bir kere zembereği kurulmuş da
Kendi haline bırakılmış
Bırakılmış da geçilsin
Bırakılmış da yapılsın
Issız kulelere döndüğü
Unutulmuş bir dünya
Bir kere zembereği kurulmuş da
Kendi haline bırakılmış
Bırakılmış da geçilsin
Bırakılmış da yapılsın
30 Kasım 2009 Pazartesi
İnsanı rutine kurban etmek?

Ya da insanı düşenceye kurban etmek?
Galiba;
İnsanı görmezden gelen düşünce/eylem/bakış rutinden, rutinin eminliğinden çıkıyor.
Sayıların tamamlanmasına, görevlerin bitirilmesine odaklandığında insan; bir görev bilinciyle, doğanın tetiklemesi ile tamamlandığında işler bir noktada rutine bağlanıyor. Rutinin üzerinden giden şeylerde insan başka düşünceye de açık olabilir, birden fazla işle de uğraşabilir. Evvelki tecrübenin (bakışıyla yorumlayan değil de) alışkanlığı ile bakan insan. O halde yaptığı şeyi değerlendirmede düşüncenin(/rutinin) üzerinde bir şeyle bakmalı, bakabilmeli. Bu ise daha fazla ve devamlı odaklanma, gözden geçirme, didikleme, tereddüt ile mümkün. Bu her zaman kullanılacak bir kesinliğe sahip cevapların bulunabilceği iddiası da değil. Anın hakıkını teslim etme çabası belki .
Rutin, olanın biricikliğini, tekliğini ortadan kaldırıyor. Tekliğinin beklediği cevaplarıda bu yüzden es geçiyor
?
Not : Gündemde kaybolan masumiyet
http://www.sabah.com.tr/Yasam/2009/11/29/sevgisiyle_15_ay_yasatabildi
(resim devinart)
19 Kasım 2009 Perşembe
Dinle !

Dinle !
Ayrılıkların derdini; bir baba evinin huzurunu, bir dost sohbetinin neşesini, belki de hakikati(mizi) hatırlatan şeylerin/hallerin tümünü. Bizi bize anlatan/hatırlatan sesleri açık bir yürekle dinle.
Dinlediğimiz şey bazen bakışımızı, duruşumuzu düzelten; ufkumuzu genişleten bir bilgi verir. Bazen de bir hali geçmişin bir halini hatırlatır. Verdiği şey bizim dışımızdan bir olay, bir geçmiş olsa da etkisi bize yöneliktir, anlatılan şeyin gayesi bizizdir.
Dinlemek görmektir, kavramaktır aynı zamanda , değer vermektir . Dinlenene açık olmaktır, söylecek şeyi olduğunu kabullenmektir.
Bizden yola çıkarak dinlediğimiz/anlayabildiğimiz, hatıralarımızı varlığımızı katttığımız için söze söylenen bir aittir. Neticede söz dinleyen herkesindir, herkese göre farklı neticelenebilsede.
Ayrılıkların derdini; bir baba evinin huzurunu, bir dost sohbetinin neşesini, belki de hakikati(mizi) hatırlatan şeylerin/hallerin tümünü. Bizi bize anlatan/hatırlatan sesleri açık bir yürekle dinle.
Dinlediğimiz şey bazen bakışımızı, duruşumuzu düzelten; ufkumuzu genişleten bir bilgi verir. Bazen de bir hali geçmişin bir halini hatırlatır. Verdiği şey bizim dışımızdan bir olay, bir geçmiş olsa da etkisi bize yöneliktir, anlatılan şeyin gayesi bizizdir.
Dinlemek görmektir, kavramaktır aynı zamanda , değer vermektir . Dinlenene açık olmaktır, söylecek şeyi olduğunu kabullenmektir.
Bizden yola çıkarak dinlediğimiz/anlayabildiğimiz, hatıralarımızı varlığımızı katttığımız için söze söylenen bir aittir. Neticede söz dinleyen herkesindir, herkese göre farklı neticelenebilsede.
16 Kasım 2009 Pazartesi
Gelenek üzerine
http://kalirind.blogspot.com/2009/11/acilimin-dusundurdukleri.html yazısından hareketle
Gelenek nedir? Kültürü yaratan formlardan biri olarak gelenek bir zamana, coğrafyaya işaret eder. Hayatı bir şekilde anlayış, hayata bir yerden bakış olarak kendi zmanlarından farklı bir yerde eğrtilikleri var. Bir Türk gününde Amerikada oynan Kılıç Kalkan oyunu ile Bursada bir bayram sabahı oynananın farkı gibi.
Tek tek sayıldığında kız alıp vermeden, yemeklerden, halk danslarından ibaretmiş gibi gözüken bir yanıda var. Alemin, insanlığa bakışımızın kavramasına ipuçları veren yanlarıda.
Gelişen/değişen zaman karşışında geleneğin bazı kısımlarının ona direnmesi pek mümkün gözükmüyor. Kılık kıyafet burada ilk göze çarpan.
Sosyal ilişkilerde ise çalışma koşullarını sağlayan şartların öne çıkması bazı sosyal yapıların direnmesini mümkün kılmıyor. Buradan bakıldığında; refah/kalkınma/iş isteyen doğunun sosyal yapısın ve bu sosyal yapıdan beslenen geleneklerini, törenin, ağalık düzeninin bu isteklerle yana yana gelmesinin mümkün olamayacağı gibi.
Bu neticenin geleneğin ve kimliğin korunması üzerine yazmış olduğumuz evvelki yazıların tutarlılığının korunması açısından gözden geçirilmesi, paranteze alınmasına ihtiyaç var sanırız.
Gelenek nedir? Kültürü yaratan formlardan biri olarak gelenek bir zamana, coğrafyaya işaret eder. Hayatı bir şekilde anlayış, hayata bir yerden bakış olarak kendi zmanlarından farklı bir yerde eğrtilikleri var. Bir Türk gününde Amerikada oynan Kılıç Kalkan oyunu ile Bursada bir bayram sabahı oynananın farkı gibi.
Tek tek sayıldığında kız alıp vermeden, yemeklerden, halk danslarından ibaretmiş gibi gözüken bir yanıda var. Alemin, insanlığa bakışımızın kavramasına ipuçları veren yanlarıda.
Gelişen/değişen zaman karşışında geleneğin bazı kısımlarının ona direnmesi pek mümkün gözükmüyor. Kılık kıyafet burada ilk göze çarpan.
Sosyal ilişkilerde ise çalışma koşullarını sağlayan şartların öne çıkması bazı sosyal yapıların direnmesini mümkün kılmıyor. Buradan bakıldığında; refah/kalkınma/iş isteyen doğunun sosyal yapısın ve bu sosyal yapıdan beslenen geleneklerini, törenin, ağalık düzeninin bu isteklerle yana yana gelmesinin mümkün olamayacağı gibi.
Bu neticenin geleneğin ve kimliğin korunması üzerine yazmış olduğumuz evvelki yazıların tutarlılığının korunması açısından gözden geçirilmesi, paranteze alınmasına ihtiyaç var sanırız.
12 Kasım 2009 Perşembe
Taziye
Öğle vakti, Zuhuratbaba camii ...
Telefonla aldığımız haberle bir son vazifeye daha çağrıldık
Bir küçük camide, bir baba dostunu yolcu ettik.
Helallik istendi verdik, iyi bildiğimizi yüzüne karşı söyledik, şahitlik ettik.
Ve eksik hayatlarımıza , evvelkilerde olduğu gibi, daha düzgün, daha merhametli olma ihtiyacını bu sefer unutmamak dileğiyle birlikte döndük
Telefonla aldığımız haberle bir son vazifeye daha çağrıldık
Bir küçük camide, bir baba dostunu yolcu ettik.
Helallik istendi verdik, iyi bildiğimizi yüzüne karşı söyledik, şahitlik ettik.
Ve eksik hayatlarımıza , evvelkilerde olduğu gibi, daha düzgün, daha merhametli olma ihtiyacını bu sefer unutmamak dileğiyle birlikte döndük
6 Kasım 2009 Cuma
GDO nedir?
Başlangıçta evham olarak düşündük. Komplo teorilerini uçuştuğu ortamda bu konuyuda bilim kurgu bir konu olarak düşünüp tartışmalara uzun süre kulak vermedik.
Gerek GDO larda gerek günlük (bayat) süt olarak satılan UHT lerde gerçeklik payı olduğunu çok geç farkettik.
Benim gibi konu hakkında yeni fikir sahibi olanlar için;
Ziraat mühendisleri odası sayfasından,
GDO NEDİR O? - TEMPO ARALIK 2004
http://www.zmo.org.tr/genel/bizden_detay.php?kod=473&tipi=24&sube=0
BİYOGÜVENLİĞİMİZ TEHLİKEDE! GDO’LARIN TİCARETİ SERBEST BIRAKILDI !
http://www.zmo.org.tr/genel/bizden_detay.php?kod=12262&tipi=3&sube=0
SAĞLIKLI BİR TOPLUM, ÇİFTÇİLİĞİN DEVAMI VE BAĞIMSIZ TARIM İÇİN TÜRKİYE’DE GDO’LU ÜRETİME VE TÜKETİME HAYIR
http://www.zmo.org.tr/genel/bizden_detay.php?kod=11568&tipi=2&sube=0
Gerek GDO larda gerek günlük (bayat) süt olarak satılan UHT lerde gerçeklik payı olduğunu çok geç farkettik.
Benim gibi konu hakkında yeni fikir sahibi olanlar için;
Ziraat mühendisleri odası sayfasından,
GDO NEDİR O? - TEMPO ARALIK 2004
http://www.zmo.org.tr/genel/bizden_detay.php?kod=473&tipi=24&sube=0
BİYOGÜVENLİĞİMİZ TEHLİKEDE! GDO’LARIN TİCARETİ SERBEST BIRAKILDI !
http://www.zmo.org.tr/genel/bizden_detay.php?kod=12262&tipi=3&sube=0
SAĞLIKLI BİR TOPLUM, ÇİFTÇİLİĞİN DEVAMI VE BAĞIMSIZ TARIM İÇİN TÜRKİYE’DE GDO’LU ÜRETİME VE TÜKETİME HAYIR
http://www.zmo.org.tr/genel/bizden_detay.php?kod=11568&tipi=2&sube=0
Kaydol:
Kayıtlar (Atom)