Yılgın atların koşusu bu
Akşamın ışıklarına doğru
Susarak, susarken koşarak
Yılgın atlıların kokusu bu
Dalından düşerek, solarak
Şu doğan aya doğru koşarak
18 Temmuz 2014 Cuma
26 Haziran 2014 Perşembe
Gerekçeleme Sorunu
Dünya muhafazakârlardan (/dindardan) iki alanda yeni bir şey söylemesini bekliyor : Kadın hakları ve emek.
2000 lerin başında bu konularda özgürlük üzerinden bir şeylerin söylenmesi denendi. Üniversitelerde türban takılmasını savunanlarının gerekçelerinden biri özgürlüktü. Bu bence doğru bir başlangıçtı. Maalesef özgürlük talebi türbanla sınırlı kaldı, başka alanlara yayılamadı. Bu yüzden toplumsal birliği sağlayacak bir güç olamadı.
Ali Bulaç'ın CNN sohbeti gerekçelemede eskiye dönüldüğünü gösteriyor. "Çünkü kitap öyle diyor" diyor, meslekten sosyolog. Toplumsal meselelerde din dışı bir gerekçelemeye kapıyı kapattı. Bu aynı zamanda dini yorumun kapısının da kapanması, bir dönemin yorumunun tüm zamanlar için geçerli sayılması ama şimdilik bu mevzu ana mesele değil. Hayrettin Karaman'ın da çok farklı düşündüğünü sanmıyorum.
Yanlış hatırlamıyorsam ilk çıkan yasalar gümrük yasaları ile idari yasalar. Bu yasaların çıkışının gayesi zamanın ihtiyacını eskilerinin karşılayamaması. Yasaların çıkarılma gerekçeleri dini değil, günlük ihtiyacın karşılanması. Tabii idari ve teknik bir alan olduğu ve bu alanlar için dini bir gerekçelemeye ihtiyaç duyulmadığı, toplumsal alanın ise böyle olmadığı hemen iddia edilebilir. Burada karşı iddia şu olur, belli bir döneme ait bir dini yorumun içerinin ne kadarının dini ne kadarının geleneksel ne kadarının toplumsal ihtiyaçlardan kaynaklandığını bilmenin çok güç olacağı. Eğer içinde toplumsal gerekçeler varsa bugün devam edip etmediği ise ayrı sorudur.
21 Nisan 2014 Pazartesi
16 Ocak 2014 Perşembe
Baharyolu...
Baharyolu
Hüseyin Salim Saraçer
Sokak Kitapları Yayınları / Şiir Dizisi
10 Kasım 2013 Pazar
10 Kasım
Babam hep anlatır, Bahriyeli Ömer Edirnekapı'da Atatürk'ün yolunu keser, "Paşam sünnetimiz var.", diye. Atatürk davete icabet eder, sünnete katılır. Bir masa koyarlar, biraz oturur ve çocuklara geçmiş olsun diyerek yaveriyle gider.
Uzun yıllardır mesai arkadaşlığı yaptığımız bir abimiz de şunu anlatır. Heybeliada'ya yüzmeye giderler. Dönüşte yolda İsmet Paşa'ya rastlarlar, bir korumayla yüzmekten dönmektedir. "Paşam elinizi öpebilir miyiz?" diye sorarlar. Paşa durur elini öperler, hal hatır sorar.
Savaş görmüş insanların tevekkülü başka türlü herhalde. Allah rahmet eylesin, ruhları şad olsun
3 Kasım 2013 Pazar
..
Güverte boşaldı
Kapaklar kapandı
Gene sudayız
Titrek ışıklar
Ve sessizlik
31 Ekim 2013 Perşembe
..
Derler ki, ol dertlerin dermanı
Dile düşen dildarın amanı
Dile düşen dildarın amanı
22 Ağustos 2013 Perşembe
notlar
Musallada cemaatin şahitliği gidenin "iyi"liği üzerine, dünyada hesap yani helallik "iyilik" kategorisi üzerinden. Din inanıp, hayırlı iş işlemek olarak tarif edilmişken geride kalanlara sadece iyiliğe şehadet kalıyor. İnançlı da inançsız da iyi olabilir, ya da inanç iyi olmanın garantisi değil. İyilik inanca göre daha görünür bir şey. Bu yüzden gözlenebilir, şahit olunabilir. İyilikte seçme, özgür irade, eylem, amel var. Bir inancın neticesi olabilir de, olmayabilir de. İnsanı, salt inanç üzerinden değerlendirmek anlık bir iş olduğundan yani bir zamana sabitlediğinden sadece o an için geçerli. Tüm zamanlara yayılma imkanı olmayan bir yargı olduğu için eksik.
İnanç çoğu zaman toplum içinde, kazanılmış bir statü de değil. Derinleştirilip üzerine emek verildiğini hesaba katılmadığımızda kazananılmış bir rol/statü olmadığı için eşitlikçi de değil, hiyerarşik. Diğer yandan seçim ve özgürlük ileriye/geleceğe doğru yönelikse bir eşitlikten bahsetmek mümkün sanırım. İnanç ise hesabı geriye doğru keser, muhtemelen bu yüzden insanlar arası değerlendirmede "iyi" lik kategorisi inanca göre daha kullanışlı ve mümkün.
İnanç çoğu zaman toplum içinde, kazanılmış bir statü de değil. Derinleştirilip üzerine emek verildiğini hesaba katılmadığımızda kazananılmış bir rol/statü olmadığı için eşitlikçi de değil, hiyerarşik. Diğer yandan seçim ve özgürlük ileriye/geleceğe doğru yönelikse bir eşitlikten bahsetmek mümkün sanırım. İnanç ise hesabı geriye doğru keser, muhtemelen bu yüzden insanlar arası değerlendirmede "iyi" lik kategorisi inanca göre daha kullanışlı ve mümkün.
26 Temmuz 2013 Cuma
Sokaklar kimseye yasaklanamaz...
Görüş görenin ufkuyla sınırlıdır. Gören gene kendiyle, kendini görür. Öyleyse sen kötü görmek istemiyorsan, yaralanmak, yaralamak istemiyorsan görüşünü düzelt, ufkunu kaktüslerle yılanlarla doldurma.
Hamilelik insani bir hal, insani bir nitelik. Niteliği öne çıkarıp bir estetik kaygı derdine düşmek; şekle, niteliğe takılmak da neyin nesi. Peki ya o niteliğin sahibi? Niteliğin özü öncelemesi değil midir bu? O niteliğe sahip olanın gönlü?Tasavvuf adına gönülleri bırakıp nitelikleri, şekilleri mi kovalayacağız. Bu ışığı bırakıp gölgesiyle oyalanmak olmaz mı?
Hamilelik insani bir hal, insani bir nitelik. Öyle bir bahşedilmiş niteliktir ki bu, onu yaradan sıfatına yükseltir. * Böyle bir nitelik çirkin olabilir mi? Emeğiyle hayatını kazanana, dolmuşa otobüse binene, sokağa çıkana keyfi yasaklar konamaz. Uygulanması mümkün olmayan kurallarla, örflerle insanlar suçlanamaz, suçluluk duymaları beklenemez.
Başlarında sikkeyle Abdülbaki Gölpınarlı Dedeye küfreden atanmışların, hamilelik hakkında ileri geri konuşanların, beyanları ve yaptıkları Mevleviyye'yi bağlamaz.
* "Kadın, Hak nurudur, sevgili değil...Sanki yaratıcıdır, yaratılmış değil!"
Mesnevi 2437
13 Temmuz 2013 Cumartesi
Aşkolsun!
Eski bir şehirdir Kerbelâ,
Yazgısı Kâlû belâ dan
Eskişehir'in de Kerbelâ'nın da
Ne Ali'si tükenir ne Yezidi
Tüm harabatların var bir farkı
Bu da hep arslanların hakkı
Fakrı eyvallahlarında saklı
Kaydol:
Kayıtlar (Atom)


