24 Eylül 2015 Perşembe

Samimiyet



Bu toprakların ölçüsü samimiyet galiba. Yakın bulduğumuzu samimi buluruz, ya da samimi olmamakla suçlarız, ağzıyla kuş tutsa fark etmez. Ya arap özentisidir ya batı ya da başka bir şey. Söylediği sözün zerre kıymeti yoktur, samimiyetsizdir, eğretidir gözümüzde.

"Ya olduğun gibi görün ya da göründüğü gibi ol" daki 'ol'maklık makamı genellikle olmuş bitmiş kabul edilir. Oysa söz (görünmeyi basitleştirip söz olarak kabul edersek) hâle, hâl söze yol arar. Ne söz tükenmiştir ne hâl değişmiyecek bir dinginliğe kavuşmuştur. Göründüğü gibi olmaklık ununu elemişlik, eleğini asmışlık değildir. Her yeni an yeni bir sözün, anlamanın, mânanın; yeni bir hâlin beşiğidir.

Sohbet, hâli de sözü de temize çekmektir. Dinleyen ama yargılamayan, eleştirse de suçlamayan, defterden silmeyen kulak, sözün gözünü hâle, hâlin gözünü söze çevirir. Hâl sözün bahçesinde yeşerir, kök salar.

Samimiyet yönelecek birini bekler kısaca. Onu düzeltecek, onunla yol alacak, Henüz kimseye yönelmemiş söz, hâl; kurudur, propagandisttir, sınanmamıştır. Sığlığında ise delinecek inci yetişmez.

26 Ağustos 2015 Çarşamba

..


Güneş doğmak bilmeyen bir seher yıldızıdır bazen
Gölgesinde gün ne uzar ne de kısalır

Kışa saklanmış
Karanlık sabahlarda
bir koyu su çöker de
Göz gözü görmez 



Ziyan olmaya aday günler
Döke saça geçerler

Günler ne uzar ne de kısalır ya
İşte şimdi susmak zamanıdır


21 Ağustos 2015 Cuma

..



Sonra başka başka şeyler oldu

Adımları mütemadiyen hızlandı

Benim adımlarımsa hep kısa kaldı

Yol yorgunluğuna verdim

Bir de dertli şarkıların nağmelerine

30 Temmuz 2015 Perşembe

..


Neşeye, aşka tasavvufta niye ihtiyaç var?

Neşesiz insan bir robota dönüyor çünkü. Bir düğmeye basıp yem düşüren güvercinler gibi oluyor. Bu bakış açısı sebeplerin ve sonuçların dünyası imâl ediyor. İnsanî özün varlığı, doğru eylemi yapması, doğru sayıda işi yapması ile sınırlanıyor. Tanrı da doğru eyleme bilinen cevabı veren, kendi insiyatifi olmayana. (/ Doğru eylemi yapmış olsa da kula istediğini vermeme özgürlüğüne sahip olmayana) Sanırım enerji üzerinden yapılan açıklamalar bizi mekanizme, araçsallaşmaya, Gazali'nin de itiraz ettiği determinizme ve insan (/Tanrı) anlayışına götürüyor. Neşe, (/Aşk) Tanrı ile insan arasında göreve dayanmayan başka bir bağ kurarken, bir önceki bağın otomatlığını(/işlevselliğini) da ortadan kaldırıyor. 
("Kardeşim, dua etmekten geri durma. Kabul edilip edilmemesiyle ne işin var?"). 

Sanırım.

14 Haziran 2015 Pazar

..

Kımıldıyorum,
bir yaprağın kuytu bir köşesinde doğmuş
ve yaşamış gibi.

Kımıldıyorum
Sağımdan solumdan habersiz

Kımıl kımıl bir yerdeyim
Ya da ben öyle sanıyorum

Masamda, uykumda
Dar zamanımda
ve geniş zamanımda
Kımıldayan her eğreti zamanda
Beklemedeyim

6 Haziran 2015 Cumartesi

Kant'a nazire


4- Öyle bir eylemde bulun ki eyleminin sonucunda insanlar arasındaki barışı artırsın, farklılıkları derinleştirmesin.

5- Öyle bir eylemde bulun ki eylemin neticesinde insanların birbirini dinleme şevki azalmasın

2 Haziran 2015 Salı

İşte bundan dolayı günler hep gece

Gün döner de duvara çarparsın ya
                             Döne döne
Hani ışığa koşan bir karasinek misali
Bir yerlerin kanasın diye  vurursun ya
hep aynı yere
hep aynı yere
Belki de pis kandır akacak olan
İlla damarda duramayıp da akacak olan


30 Mayıs 2015 Cumartesi

Gezi

mayısları en güzel uykusundan uyandıran
bahardan yaza geçişiydi gaz dolu sokakların 
      
https://fbstatic-a.akamaihd.net/rsrc.php/v2/y4/r/-PAXP-deijE.gif
Denizlerin dinmeyen dalgasıydı

cılız bedenlerle meydanlara akan

düşen, dağılan, dağıtılan

sonrasında her seferinde gene inatla

derlenen, toparlanan, ayağa kalkan


bilemezsin suyun yatağı neresi
kabardığında derelerin öfkesi

26 Mayıs 2015 Salı

Hakikat derdi bir özgürlüğün kullanılmasıdır.

Hakikat derdi bir özgürlüğün kullanılmasıdır. Bir düşünceyi haklılandırmak için yapılan düşünmeyi kastetmiyorum. O  düşüncenin haklılığını askıya alarak düşünmeyi kastediyorum. Burada sorulan soru “bu düşünce gerçekte doğru mudur?” ya da “haklımıdır” değil, “bu düşüncenin doğruluğunu/haklılığını düşünmeliyimdir”.  Sorunun görünüşüne uygun muhtemel cevabı arama ya da tasdik mekanik bir haklılandırmadan öteye gitmiyor. Yanlışlama/doğrulama ötesinde bir düşünmeye zemin açmak,  düşünülecek konu hakkında özgür bir istence sahip olma konusunda insiyatif almak, sorunun dayattığı cevaptan bir adım geri adım atmak. Birisi söylediği için, herkes öyle düşündüğü için, olayların doğal akışının, sağduyunun öyle gerektirdiği için değil. Bütün bu nedenselliklerin dışında, sadece hakikat için düşünmeye karar verilebildiği için, düşünme edimi,  neticesi yanlış da olsa doğru da olsa özgür bir düşünmenin, hakikat derdinin ürünü. Bu,  bir nedenselliğin ürünü değil, özgür düşünme konusunda insiyatif alıp almama konusunda  yapılan şeçim. Özgürlük başlangıçta alınan insiyatiftle gerçekleşiyor.

Böyle bir insyatif almayla nedensellikten oluşan karamsarlık aşılabilir mi bilemiyorum. En azından bir kösede dursun.

27 Nisan 2015 Pazartesi

Zıtlıklar - Sorumluluk



"Dünya zıtlıklar üzerinedir"

Fakat zıtlıklar ne saftır ne de değişmeyen. Zıtlıklar da içlerinde zıtlıklarını taşır; zamanı geldiğinde değişmek, değiştirmek, başka bir şeye dönüşmek için. Her şey iyi, kötü, güzel, çirkin gibi bir çok niteliği taşımaya açıktır. Zıtlıklar bu niteliklerdedir.(?) İnsan ıslanmadan yüzmenin mümkün olmadığı bu nitelikler ırmağında yüzer(?)

Sorumluluk bu nitelikleri hür iradesiyle seçenin, dönüştürenin, tadında bırakması bilenindir. Böyle bir işin sıfır hatayla yapılmayacağını bilene ve bunu ne kendisinden ne de başkasından beklemeyene arif denir herhalde

***

Sorumluluk

Olan bitenle neden bu kadar ilgiliyiz? Gündem neden bizi hep tepeliyor?
Çünkü gündem her defasında bizi köşeye sıkıştırıyor, kendi hakkında ahlaki bir tavır almaya, hüküm vermeye zorluyor.
Bu bir kınama ya da görmezden gelme olsun fark etmiyor. Her ikisi de çaresiz bir şekilde, hüküm için dayatmanın sonucu alınan kararlar. Bu mânâda sanırım bir olayın ahlakî hükümü dayatması da, neticesinin arkasında durulmasına zorlaması da seçimlik değil. Her ikisi de ahlaki tavır alan ve taşımak zorunda olan için şimdi ve sonra bir yük, stres kaynağı.