Daha evvel suyun
hiç böyle akmadığı, ırmağın deli akan kollarından birine girdin ve gemin
kayalara çarpa çarpa dağıldı. Gemiden kalan tahta parçalarına tutundun ya da
onlardan bir sal yaptın. Biliyorsun ki üstünde olduğun sal da gemiyi parçalayan
nehrin bu deli akan kolunda güvenli değil. Daha güvende olman için bir gemi
yapman gerek. Eski gemiyi tekrar mı yaparsın? Yoksa yeni bir gemi mi yaparsın?
7 Mart 2016 Pazartesi
Gençliğin neşesiyle
Yetişkinliğin olgunluğu uzak
Bulanmadan akma niyeti
Her döküldüğü kaba (/kapta) eğreti
ya da
Gençliğin neşesi bizden uzaktı
Yetişkinliğin de olgunluğu
İlerlemeyle
Bulanmadan akma niyeti
Her daim döküldüğü kaba eğretilikmiş
Geç farkettik
6 Mart 2016 Pazar
Tevasuzluk
Kızıyorum. Kavramların yanlış
kullanılmasına kızıyorum, düzeltmeye kalkıyorum. Kızmam hamlıktan farkındayım,
kafasını gözünü yara yara ben kullandığımda nasıl sabırlı davranıldığını
hatırlıyorum; ki hâlâ çok da değişmiş değilim eskiye göre. Kim, nasıl, nereye
kadar düzeltilir; ölçü nedir bilmiyorum. Ya da bu karışıklıkta bir hakikkat
aranır mı?
Tevasuzluk da bir ıssızlıkmış bildik.
Tevasuzluk da bir ıssızlıkmış bildik.
1 Mart 2016 Salı
Kendini bil?
Kendini bilme dendiğinde ilk akla gelen zaaflarını
tanıma. Fakat zaaflar da kendiliğinden
ortaya çıkan şeyler değil. Bir olayın, durumun gerçekleşmesi lazım ki kişi o
olay karşısında verdiği tepkide kendini görebilsin.
Bu yetiyor mu? Sanırım yetmiyor, çünkü kendini takip eden, eleştiren açık bir bilince, niyete de ihtiyaç var. Olaylara verdiği
tepkileri eleştirecek, ders çıkararak değiştirmeye, iyileştirmeye yönelebilecek bir bilinç.
Bu da yetmiyor sanırım. Tüm bunlardan bir proje çıkaracak
bir akla, bunu işleme koyabilecek bir hafızaya ve iradeye de ihtiyaç var. Bu hafıza kendini projeyle uygunluk konusunda yeni olaylar karşısında değerlendirebilmeli aynı zamanda. Kendini bilme bitmeyen dinamik bir süreç, sürekli bir oluş. Bir olmuş bitmişlik değil.
Kendini bilmek bu anlamda hatalarından öğrenmek bir
yerde.
Kendini bilme macerası zaafları tanımanın yanında sınırlarını bilme, tabiatını öğrenme ya da yetenklerini sınama vs. olarak da açıklanabilir belki. Zaaflar içinse şimdilik kaba taslak bunlar yazılabilir herhalde.
Kendini bilme macerası zaafları tanımanın yanında sınırlarını bilme, tabiatını öğrenme ya da yetenklerini sınama vs. olarak da açıklanabilir belki. Zaaflar içinse şimdilik kaba taslak bunlar yazılabilir herhalde.
Etiketler:
Geleceğe mektuplar,
Kısık ateşte,
Mesnevî,
Notlar
28 Şubat 2016 Pazar
..
Bu güneşte
Bilemiyorum
Bir sokak hayvanı gibi
Sağa da gidebilirim
Sola da sapabilirim
Yokuş inesim yok
Çıkması var diye
Ne varsa güneşte
Bir sokak hayvanı gibi
Sağa da gidebilirim
Sola da sapabilirim
Yokuş inesim yok
Çıkması var diye
Ne varsa güneşte
Ve avarelikte
Düzde var
27 Şubat 2016 Cumartesi
26 Şubat 2016 Cuma
..
Kavramlar yerine oturmasa, başka başka şeylere
işaret etseler de insanın bir düşünce geleneği içinde düşünme alışkanlığı
yüzünden gene de bir şeylere, bir hakikate işaret ediyor (olabilir). Ya da kendi kavramsal çerçevesi içinde yeni bir şey söylüyor olabilir. Bir şey
anlatmaya çalışanın ne anlatmaya çalıştığına, derdine bakmak çoğu kez daha makul
ve gerçekçi.
25 Şubat 2016 Perşembe
..
İnsanlık
kanırtıldığında adalet dile gelmek ister. İster onarıcı ister dağıtıcı olsun
sessiz bir sosyal anlaşmanın tekrar ikrarıdır ve bu yüzden herkese yöneliktir.
20 Şubat 2016 Cumartesi
.
Eleştiri çoğu zaman
yergi değildir. Var olanı yeni olaylara, durumlara, zamana göre elden
geçirmektir.Yeni bakış açılarının, kavramların, derinleşmenin oluşması bu
sayede olur. Bunu yapabilmek - kendi durumunu nesneleştirip bir başka bilinçle
bakabilmek için her zaman başka ufuklara ihtiyaç vardır.
15 Şubat 2016 Pazartesi
.
Herkese
ulaşamazsın derdi
Herkes seni ve derdini görecek kadar dikkatli bakmaz
Herkes söylediklerini duyacak kadar kulak kabartmaz sana
Diye düşünürdü
yavaş yavaş yıkıldı
yıkıldığının farkında olmadan
pencereleri kapıları döküldü bir ara
soğuk doldu içine
koridorlarına odalarına
sonra nem sıvalarını döktü duvarlarının
en son temelleri çatırdadı
yavaş yavaş ağırdan
bir şüphenin usulca, sinsice
içerden kemirmesi gibi
ağır ağır çöktü
kimse farketmeden
kimse görmeden
Herkes seni ve derdini görecek kadar dikkatli bakmaz
Herkes söylediklerini duyacak kadar kulak kabartmaz sana
Diye düşünürdü
yavaş yavaş yıkıldı
yıkıldığının farkında olmadan
pencereleri kapıları döküldü bir ara
soğuk doldu içine
koridorlarına odalarına
sonra nem sıvalarını döktü duvarlarının
en son temelleri çatırdadı
yavaş yavaş ağırdan
bir şüphenin usulca, sinsice
içerden kemirmesi gibi
ağır ağır çöktü
kimse farketmeden
kimse görmeden
Kaydol:
Kayıtlar (Atom)