16 Mart 2016 Çarşamba

Analoji

Daha evvel  suyun hiç böyle akmadığı, ırmağın deli akan kollarından birine girdin ve gemin kayalara çarpa çarpa dağıldı. Gemiden kalan tahta parçalarına tutundun ya da onlardan bir sal yaptın. Biliyorsun ki üstünde olduğun sal da gemiyi parçalayan nehrin bu deli akan kolunda güvenli değil. Daha güvende olman için bir gemi yapman gerek. Eski gemiyi tekrar mı yaparsın? Yoksa yeni bir gemi mi yaparsın?

7 Mart 2016 Pazartesi

Gençliğin neşesiyle
Yetişkinliğin olgunluğu uzak

Bulanmadan akma niyeti
Her döküldüğü kaba (/kapta) eğreti

ya da

Gençliğin neşesi bizden uzaktı
Yetişkinliğin de olgunluğu


İlerlemeyle
Bulanmadan akma niyeti
Her daim döküldüğü kaba eğretilikmiş
Geç farkettik


6 Mart 2016 Pazar

Tevasuzluk



 Kızıyorum. Kavramların yanlış kullanılmasına kızıyorum, düzeltmeye kalkıyorum. Kızmam hamlıktan farkındayım, kafasını gözünü yara yara ben kullandığımda nasıl sabırlı davranıldığını hatırlıyorum; ki hâlâ çok da değişmiş değilim eskiye göre. Kim, nasıl, nereye kadar düzeltilir; ölçü nedir bilmiyorum. Ya da bu karışıklıkta bir hakikkat aranır mı?

Tevasuzluk da bir ıssızlıkmış bildik.

1 Mart 2016 Salı

Kendini bil?

Kendini bilme dendiğinde ilk akla gelen zaaflarını tanıma.  Fakat zaaflar da kendiliğinden ortaya çıkan şeyler değil. Bir olayın, durumun gerçekleşmesi lazım ki kişi o olay karşısında verdiği tepkide kendini görebilsin.

Bu yetiyor mu? Sanırım yetmiyor, çünkü kendini takip eden, eleştiren açık bir bilince, niyete de ihtiyaç var. Olaylara verdiği tepkileri eleştirecek, ders çıkararak değiştirmeye, iyileştirmeye  yönelebilecek bir bilinç.

Bu da yetmiyor sanırım. Tüm bunlardan bir proje çıkaracak bir akla, bunu işleme koyabilecek bir hafızaya ve iradeye de ihtiyaç var. Bu hafıza kendini  projeyle uygunluk konusunda yeni olaylar karşısında değerlendirebilmeli aynı zamanda. Kendini bilme bitmeyen dinamik bir süreç, sürekli bir oluş. Bir olmuş bitmişlik değil.

Kendini bilmek bu anlamda hatalarından öğrenmek bir yerde.

Kendini bilme macerası zaafları tanımanın yanında sınırlarını bilme, tabiatını öğrenme ya da yetenklerini sınama vs. olarak da açıklanabilir belki. Zaaflar içinse şimdilik kaba taslak bunlar yazılabilir herhalde. 

28 Şubat 2016 Pazar

..

Bu güneşte

Bilemiyorum

Bir sokak hayvanı gibi

Sağa da gidebilirim

Sola da sapabilirim

Yokuş inesim yok

Çıkması var diye

Ne varsa güneşte

Ve avarelikte

Düzde var

26 Şubat 2016 Cuma

..

Kavramlar yerine oturmasa, başka başka şeylere işaret etseler de insanın bir düşünce geleneği içinde düşünme alışkanlığı yüzünden gene de bir şeylere, bir hakikate işaret ediyor (olabilir). Ya da kendi kavramsal çerçevesi içinde yeni bir şey söylüyor olabilir. Bir şey anlatmaya çalışanın ne anlatmaya çalıştığına, derdine bakmak çoğu kez daha makul ve gerçekçi.  

25 Şubat 2016 Perşembe

..



İnsanlık kanırtıldığında adalet dile gelmek ister. İster onarıcı ister dağıtıcı olsun sessiz bir sosyal anlaşmanın tekrar ikrarıdır ve bu yüzden herkese yöneliktir.

20 Şubat 2016 Cumartesi

.



Eleştiri çoğu zaman yergi değildir. Var olanı yeni olaylara, durumlara, zamana göre elden geçirmektir.Yeni bakış açılarının, kavramların, derinleşmenin oluşması bu sayede olur. Bunu yapabilmek - kendi durumunu nesneleştirip bir başka bilinçle bakabilmek için her zaman başka ufuklara ihtiyaç vardır. 

15 Şubat 2016 Pazartesi

.


Herkese ulaşamazsın derdi

Herkes seni ve derdini görecek kadar dikkatli bakmaz

Herkes söylediklerini duyacak kadar kulak kabartmaz sana

Diye düşünürdü


yavaş yavaş yıkıldı

yıkıldığının farkında olmadan

pencereleri kapıları döküldü bir ara

soğuk doldu içine

koridorlarına odalarına

sonra nem sıvalarını döktü duvarlarının

en son temelleri çatırdadı

yavaş yavaş ağırdan

bir şüphenin usulca, sinsice

içerden  kemirmesi gibi

ağır ağır çöktü


kimse farketmeden

kimse görmeden