21 Nisan 2016 Perşembe

..


Açıklara savuran rüzgardan, 
Dibe çeken karanlıktan
Deniz,
Kimbilir kaç kere, nefesiz karaya,
Şu derinleşip gittikçe soğuyan sessizliğe vurdu

10 Nisan 2016 Pazar

Müzik üzerine notlar 8

Müzik bize tanıdığımız, güvenli bir evrende dolaşma rahatlığını verir. Bir şekilde kelimelere başvurmadan bir kültürel aidiyeti, emniyeti sağlar. Birçok kez dolaştığımız bir mahallede hızı, temposu, süresi belli bir dolaşmadır bu. Bu yolculukta bazı dükkanların kapandığını, yenilerinin açıldığını, vitrinlerin değiştiğini izleriz; bunun dışında bize ait bir mekanda, evdeyizdir. Bu yüzden diğer birçok etkisinin yanında kültürel aidiyetin pekiştiği, geçmişin yinelediği bir şeydir müzik. Bu ise henüz tanımlayamadığım bir emniyet hissini beraberinde getirir.  

9 Nisan 2016 Cumartesi

Bilinmeyen, deli bir suda suyun üzerinde kalma derdinde olan için en iyi yöntem refleksiyondur; sorunların ve cevapların üzerinde tekrar tekrar düşünmek; daha geniş bir kitlenin - suyun, toprağın kurdun, kuşun hayrına tekrar tekrar sormak tekrar cevaplamaktır. İlkeler cevapların üzerinden tüm zamanlar için değil, yanlışlamaya açık olarak eğreti kurulur. İlkeler üzerine tartışma analitik değil diyalektik olmak zorundadır. 

16 Mart 2016 Çarşamba

Analoji

Daha evvel  suyun hiç böyle akmadığı, ırmağın deli akan kollarından birine girdin ve gemin kayalara çarpa çarpa dağıldı. Gemiden kalan tahta parçalarına tutundun ya da onlardan bir sal yaptın. Biliyorsun ki üstünde olduğun sal da gemiyi parçalayan nehrin bu deli akan kolunda güvenli değil. Daha güvende olman için bir gemi yapman gerek. Eski gemiyi tekrar mı yaparsın? Yoksa yeni bir gemi mi yaparsın?

7 Mart 2016 Pazartesi

Gençliğin neşesiyle
Yetişkinliğin olgunluğu uzak

Bulanmadan akma niyeti
Her döküldüğü kaba (/kapta) eğreti

ya da

Gençliğin neşesi bizden uzaktı
Yetişkinliğin de olgunluğu


İlerlemeyle
Bulanmadan akma niyeti
Her daim döküldüğü kaba eğretilikmiş
Geç farkettik


6 Mart 2016 Pazar

Tevasuzluk



 Kızıyorum. Kavramların yanlış kullanılmasına kızıyorum, düzeltmeye kalkıyorum. Kızmam hamlıktan farkındayım, kafasını gözünü yara yara ben kullandığımda nasıl sabırlı davranıldığını hatırlıyorum; ki hâlâ çok da değişmiş değilim eskiye göre. Kim, nasıl, nereye kadar düzeltilir; ölçü nedir bilmiyorum. Ya da bu karışıklıkta bir hakikkat aranır mı?

Tevasuzluk da bir ıssızlıkmış bildik.

1 Mart 2016 Salı

Kendini bil?

Kendini bilme dendiğinde ilk akla gelen zaaflarını tanıma.  Fakat zaaflar da kendiliğinden ortaya çıkan şeyler değil. Bir olayın, durumun gerçekleşmesi lazım ki kişi o olay karşısında verdiği tepkide kendini görebilsin.

Bu yetiyor mu? Sanırım yetmiyor, çünkü kendini takip eden, eleştiren açık bir bilince, niyete de ihtiyaç var. Olaylara verdiği tepkileri eleştirecek, ders çıkararak değiştirmeye, iyileştirmeye  yönelebilecek bir bilinç.

Bu da yetmiyor sanırım. Tüm bunlardan bir proje çıkaracak bir akla, bunu işleme koyabilecek bir hafızaya ve iradeye de ihtiyaç var. Bu hafıza kendini  projeyle uygunluk konusunda yeni olaylar karşısında değerlendirebilmeli aynı zamanda. Kendini bilme bitmeyen dinamik bir süreç, sürekli bir oluş. Bir olmuş bitmişlik değil.

Kendini bilmek bu anlamda hatalarından öğrenmek bir yerde.

Kendini bilme macerası zaafları tanımanın yanında sınırlarını bilme, tabiatını öğrenme ya da yetenklerini sınama vs. olarak da açıklanabilir belki. Zaaflar içinse şimdilik kaba taslak bunlar yazılabilir herhalde. 

28 Şubat 2016 Pazar

..

Bu güneşte

Bilemiyorum

Bir sokak hayvanı gibi

Sağa da gidebilirim

Sola da sapabilirim

Yokuş inesim yok

Çıkması var diye

Ne varsa güneşte

Ve avarelikte

Düzde var

26 Şubat 2016 Cuma

..

Kavramlar yerine oturmasa, başka başka şeylere işaret etseler de insanın bir düşünce geleneği içinde düşünme alışkanlığı yüzünden gene de bir şeylere, bir hakikate işaret ediyor (olabilir). Ya da kendi kavramsal çerçevesi içinde yeni bir şey söylüyor olabilir. Bir şey anlatmaya çalışanın ne anlatmaya çalıştığına, derdine bakmak çoğu kez daha makul ve gerçekçi.