31 Aralık 2010 Cuma

Açık toplum - 2084 - Bilim kurgu denemesi



Sene 2084 tü galiba tam emin değilim, eve geç gelmişim, lambayı yaktm ve perdeleri açtım. Sokak yeni takılmış lambalarla pırıl pırıldı; perdenin açılmasıyla bana dönen kameraya başımla bir selam verdim.

Yemekten önce televizyona bakmak istedim. Alt komşumuzun geçen aylık görüntüleri ve telefon kayıtları bu akşam yayınlanacaktı. Resmî kanalın hazırladığı portaldan onu seyretim, gene kilolu çıkmış çok sıkıcıydı. Sanırım benim de zayıflamam lazım, ben de kilolu çıkıyorum. Politikacılardan ve din adamlarından bir kaç kişiyi seyrettim ve haberlere baktım. Pek bir şey yoktu, açık toplum karşıtı bir kaç organizasyon yöneticilerinin sızlanması vardı, erdemden falan bahsediyorlardı. Özel hayat diye bir şey tutturmuşlar, teknoloji bu kadar gelişmişken ne mânâsız bir şey. Eski zamanlarda insanların herşeyi gizli imiş. Gizlilik, kötülüklerin de gizlenmesine sebeb olur diye açık topluma geçmedik mi? Başkalarının ayıbını, kötülüğünü niye gizleyelim? Sebeblerle sonuçlar ve mekanik bir dünya içinde değilmiyiz ki? Başka ne olabilir ki bunun dışında?

(Devam edebilir)

8 yorum:

Suzan Nur Başarslan dedi ki...

Gönüllü Truman Show'a dönüşen hayatlarımız... Yakındır. Güzel tespit, devamını bekliyorum efendim...

Aydan Atlayan Kedi dedi ki...

Devam edebilir demişsiniz ya, bence mutlaka devam etmeli. Ben kendi adıma merakla bekliyorum...

Enis Diker dedi ki...

Başkalarının haklarına saygıyı zihnimizde onları insanlıklarından çıkararak kaybediyoruz.

Güzel yorumunuz teşekkürler efendim

Suzan Nur Başarslan dedi ki...

İnsanları nesneleştirerek, evet.

Enis Diker dedi ki...

Aydan atlayan kediye : Ekleyecek bir hikaye aklımıza gelirse ya da gördüğümüze açacak bir parantez, ekleyecek yeni bir yorum bulursak devam edecek.

Yorum için çok teşekkürler :)

pisikopati dedi ki...

çok güzel olmuş elinize sağlık devam ettirmek lazım bence..

Enis Diker dedi ki...

Fikir tandık gelse de, devam için bir hikayeye ihtiyaç var.

Yorum için teşekkürler:)

Murat AYGEN dedi ki...

“Çatışma, ‘emperyalizm’ ile ―heyhat!― ‘yerel faşizm’ arasında” diye hayret eden Nilgün Cerrahoğlu, bırakın Nisan 1982 Falkland Savaşı’nı, II. Cihan Savaşı’nı bile duymamış. İşte bu denli sıkı bir ideolojik-karantina altındayız. WELCOME SOROS [bkz: Nilgün Cerrahoğlu, “Venezuella, bir ülkenin çöküşü” (tek sütun üzerine) başlıklı Sağnak köşe yazısı, Cumhuriyet gzt., İmtiyaz Sahibi Cumhuriyet Vakfı adına Orhan Erinç, Genel Yayın Yönetmeni Murat Sabuncu, Yazıişleri Müdürü Bülent Özdoğan, Yazıişleri Müdürü (Sorumlu) Faruk Eren, ISSN 977-1300-0934, Yıl 93 Sayı 33545, Perşembe 10 Ağustos 2017, Baskı DPC Doğan Medya Tesisleri Hoşdere Yolu 34850 Esenyurt İstanbul, s.7].