2 Ağustos 2010 Pazartesi

Okuma listeleri vs.

Atılgan Bayar'ın yazısı üzerine:

Toplumsal mühendislik dertlerini, reklam çabalarını bir kenara bıraktığımızda okunması gereken kitaplar listeleri hangi gayelere hizmet eder? Tamamen bu listeleri bir kenara bıraktığımızı ve herkese tek tek "ne okumalı" diye sorduğumuzu düşünelim. Eğer okunmasında fayda umulan eserlerde bir benzerlik ortaya çıkarsa, bu eserlerde uzlaşmanın bir anlamı olmalı diye düşünmek gerekir. "Kimleri/Neleri okumalı" konulu bir istatistik yapılsa bir çok kişinin aklına benzer isimlerin geleceğini zanediyorum.

Bazı kitapların okunmasının, okuma gayreti içinde olanların, okuduklarını anlaması açısından özel bir önemi var. Mesela Huzur'u okuyanın daha evvel Mesnevî okumuş olması, ya da Mevlevilikten haberdar olması anlatılanı anlama açısından faydalı olabilir. Ama şart mı, değil, okuyan kendi dünyasına göre bambaşka bir şey de kafasında oluşturabilir ve bu da mümkün. Bazı eserler, kitaplar kültür tarihi üzerinde duruyor. Kültür tarihine yön veren eserler bunlar. Kültür her dönem sıfırdan, yenibaştan inşa edilmiyor. Üstüste oluşuyor; öncekini eleştirerek, ona referans vererek gelişiyor, ilerliyor, değişiyor.

Hemen hemen her listede yer alan Dostoyevski, Kafka, Tanpınar, Sait Faik okumadan da insanlığı anlamak mümkün. Ama okunduğunda kattığı şeylerle bakabilmek de bir züppelik değil.

Kültür tarihi katman katman gelişiyor. Bu gelişmenin yönünden, mecrasının akışından haberdar olmaksa kötü bir şey değil. Listelerdeki kitapların okunmuş olmasının insanı aydınlatma garantisi yok. Listeler okundu diye kimse belge almıyor, yazılıya sözlüye tabi olmuyor. Kaldı ki kimseden de kitap okuyor diye dünyanın derin sırlarını çözmesi beklenmiyor. Hatta bir roman sadece tad almak, vakit geçirmek için de okunabilir.

Buna ek olarak kitap, yazı, makale önerilerinde insanların aynı dili konuşabilmeleri, aynı konular etrafında sohbet edebilmeleri, tartışabilmeleri açısndan bir fayda olduğu da söylenebilir.

Müzik içinde benzer şeyler söylenebilir. Bir Dede Efendi dinlenmeden, bilinmeden herhalde Klasik Türk Müziğinde söz söylemek gülünç olur.

Arabesk tartışmasında ise; arabeskin gideceği bir yer, gelişeceği bir alan var mı diye sormak geliyor içimizden. Pop müziğe bir renk olabiliyor. Halk müziğinin içine girerse bozuyor. Arabesk kendi kimliği ile gelişebilecek, derinleşebilecek bir müzik olarak durmuyor. Gerekli mi o da ayrı bir soru? "Mayadağdan kalkan kazlar" ın da gelişmesine gerek yok. Aradaki fark üzerine düşünelim.

Kitap okumayı bir ayrıcalık, üstünlük olarak sunmak kibirden başka bir şey değil. Aynı şekilde kitap okuyan, nitelikli müzik dinlemeyi çalışan insanıda küçümsemek akıl kârı değil. Bu kitleyi belli bir düşünceyle etiketleyip toptan red etmek ise diyolog kurmaya hevesli olmamak gibi geliyor. Bu kendinden eminliğin, yanılmazılık anlayışının kaynağını aramak lazım sanırım. Burda pozitivizme saldırının paranteze alınmamış olması düşündürücü. Yazarın bilimi redetmek lüksününün olmadığını umuyoruz. Herşeyi bilimsel görmek derdiyse bu konuda konuşulabilir.

Atılgan Bayar, karikaturize ettiği aydına bir önyargıdan bakıyor. Bu ön yargıyı besliyecek haklı sebebler de yok değil. Ama gene de, bu önyargının siyasal bir zeminin üzerinde durması yazarın haklılığını zayıflatıyor. Yazının siyasal içeriklerinden temizlenerek, tüm okuyup yazanların ezberciliği üzerine oturtulması belki daha anlamlı olurdu.

Aydın kimdir, necidir? Üzerine söyleyecek çok fazla bir şeyimiz yok. İlla bir şeyler söylemek gerekirse, herhalde, ezberden konuşmayan, buna rağmen bir duruşa sahip, olaylara/hayata bildikleri üzerinden bir yorum yapmaya çalışan, başkalarını da dinleyebilen, tevazu sahibi biridir.

'Gurme' bölümüne ise aynen katılıyorum.

(gözden geçirilecek)

4 yorum:

guguk kuşu dedi ki...

Aydın tanımlamanızı beğendim. Birkaç gün önce benim de aynı soru aklıma gelivermişti: aydın ne demektir?
Bana göre de aydın, karşısındakini yargılamadan inandığı yolda yürüme cesaretine sahip kişidir etrafındaki tüm cesaret kıranlara rağmen. Yağcılık yalakalık yapmadan, bir duruşu olan insanlardır.

Enis Diker dedi ki...

Biraz evvel TDK ya baktık :) Aydın için "Kültürlü, okumuş, görgülü, ileri düşünceli (kimse), münevver"
Bizim tanım alternatif bir tanım oldu :)

Yorumunuz için çok teşekkürler :)

pisikopati dedi ki...

Çok güzel bir yazı olmuş elinize sağlık efendim:)

Enis Diker dedi ki...

Çok teşekkürler, sağolun :))