15 Mayıs 2009 Cuma

Müslümanın kapitalizm ile imtihanı

Müslümanın kapitalizm yada başka bir ekonomik sistemin içinde davranış biçimlerini ölçebilecek, onlara çıkış noktası olabilecek kavramlar, ilkeler neler olmalıdır ? ( Yada işin kendine has kuralları mı vardır? İş başka, din başka mıdır - webercilerin dediği gibi )


İlk akla gelenler kanaat, makul kar talebi , çalışma barışını sağlama, çalışmayla alakalı olanlar; birde harcama yönü var, lüks tüketmemek, israf etmemek her halükarda yaptığında aşırıya kaçmamak orta yolu bulmak.

Kanaat sahibi olmak bir görgü işi, bir yaşanmışlık , konfor talebini asgaride tutabilmek (se de tek başına bir şey ifade etmiyebilir ) ; ve sade yaşam bir alışkanlık işide olabilir. Din ise sade yaşamın yanında tevazuyu da istiyor , paylaşmayıda, komşusu açken yatanı kabul etmiyor. Ben sade yaşarımla kurtulamıyorsunuz. Etrafına bak ihtiyacı olan var mı diyor.

Herkesin ihtiyacı olan bir şeye sahip olabilirsiniz. Çarşıda pazarda onu fahiş fiyatla satamıyorsunuz. Sahip olduğunuzu, kazandığınız ise geliş güzel harcayamıyorsunuz, kazanmış olmanız yetmiyor.

Zengine bir şey demiyor , ipin ucunu kaçırmaması şartıyla. Tüketimde lüksü, gereksiz israfı kabul etmiyor. Elinin altındakilere zulmü yasaklıyor yediklerinden yedir , giydiklerinden giydir diyor, barışı tesis işini ona devrediyor.

Kapitalist sistemde kazançlar ve ticaret yüz yüze ilişkilerden ekranlara, telefonlar geçti. Sıkışan hayat , artan talepler herkesin bildiği temel ilkelerden sapmaya zorladı insanları. Maille siparişler geçilir, telefonla teyit edilir, siparişler kargoyla, kargo şirketleri ile yollanır, paralar banka havalesi ile hesaplara yatırılır oldu - insanlar artık sanal ticarete alıştılar . Teknolojik kapitalizm ticaretten yüzyüze ilişkileri kaldırdı. İlkeler daha rahat esnetilir oldu bu sayede. Dayatılan tek tip ticaret ahlakı, ticaretten dayanışmayı, karşılıklı kazanmayı, başkalarını düşünmeyi ortadan kaldırdı. Müslümanda neticede bunun dışında kalmıyor. Onun için sınav burda başlıyor.

İlkeler ne için esnetiliyor ? Mal yığmak, para biriktirmek için olabilir mi?

3 yorum:

Ali dedi ki...

sorunteknoloji yuzunden insani iliskilerin bozulmasinda degil, kapitalizmin dogasi geregi insan emegini meta olarak gormesi ve bu yuzden insanlara da alinip satilabilir bir mal gibi bakmasi. internet telefon yokken de ingilteredeki fabrikalarda insanlar faresel hayatlar surduruyordu. biz sadece vahsi kapitalizmi daha gec yasadik.

bence muslumanlikla falan kurtarilamaz kapitalizm. hatta muslumanlikla kapitalizmin karisiminda akp'nin yaptigi gibi musluman adi altinda insanlarin dini duygularini somurerek siyasi guc kazanmak ve emek somurusunu surdurmek daha olasi ve iktidar acisindan daha cekici.

islam tarim toplumlari zamaninda dogmus, ve tarim toplumlarinin hayatini duzenleyen bir dindi(ve kanimca bunda basarili da oldu). su anda bambaska bir ekonomik duzen var, ve islam saglayabilirse ancak bireysel kurtulus saglayabilir. toplumsal ve hatta kuresel kurtulus ise ekonomik ve siyasi sistemlerimizi firsat esitligini, esit sosyal ve liberal haklari, ve dogal surdurulebilirligi baz alarak yeniden yapilandirmakla mumkun olabilir ancak. bunun adini koymak da zor degil...

Enis Diker dedi ki...

Bugün batıdan yaşandığı şekliyle kapitalizmin müslüman coğrafyasında yaşandığı ülke sayısı çok az. Kapitalizm müslüman dünya için yeni tanışılmış bir sistem. Kendini dini öncelikleriyle tanıtanlar için hesaplaşması bitmiş, son sözü söylenmiş, evrimini tamamlamış bir olgu değil. Aslına bakasınız ne kapitalizm için ne de sosyalizm için düşüncelerini tamamlamış, olgunluğa ulaşmış demek ne kadar ne kadar mümkün. Kendi gelişmlerini tamamlamamış bu sistemlerle yeni tanışmış bir başka dünya görüşünün ise alacağı yol hali hazırda vardır gibi geliyor.

Bahsetmiş oldığunuz tecrübe , kötü bir tecübe - Evet kalede bir gol var. Ama toplumsal gelişmelerin bir günde bittiğinden de bahsedilemez. Eşitlik, adalet, emeğe saygı üzerinden yeni bir şeylerin söylenebileceğine bir başka cevabın geleceğine ümidimiz var.

Ali dedi ki...

sosyalizm hem ahlaki hem de ekonomik bir gorustur. ahlakidir, cunku sagliga, egitime, calismaya alisveris olarak degil, birer hak olarak bakar. musluman ahlakinin bununla celisen bir yonu yok bildigim kadariyla. gerci hristiyanligin da yok bence.

iste burada isin daha 'fiziksel' yonu giriyor. kapitalizmin batidaki ve kismen ulkemizdeki galip konumu, kendi varligini saglamlastiracak siyasi yollari kullanabilmesi, kendi mesruiyetini kabullendirecek beyin yikama mekanizmalarini kullanmasi, ve kulturel yozlasma yoluyla ahlaki degerleri piyasa degerlerine endekslemesi sayesinde gerceklesmistir. burada rahmetli Gramsci'nin ve 60'larin neomarksistlerinin kulagini cinlatarak soylemek gerekir ki savasilmasi gereken cok sayida cephe vardir. bu cepheler politika, basin-medya, cevre-doga, ve hatta bireysel yasam tarzlari gibidir. ama hedef aynidir, o da onune gelen her seyi metalastiran, ahlaki degerleri istedigi gibi yozlastiran kapitalist ekonomik sistemdir.

benim gordugum kadariyla ulkemizde musluman imajini kullananlar buyuk olcude kapitalizmin yaninda oldular. akp bu oportunizmin zirve noktasidir. fakat karsi cephede olanlar da yok degil. saadet partisinin en temel politikalarindan biri kuresellesme karsitligi mesela. aslinda islam farkli insanlarca degisik yorumlanarak ayni anda hem kapitalizmin yaninda, hem de karsisinda yer alabiliyor. hani sosyalizmin de degisik yorumlari var ama sonucta hepsi kapitalizmin negatifi olmalari yonunde birlesirler. bu da gosteriyor ki esas catisma islam ile kapitalizm arasinda degil, sosyalizm ile kapitalizm arasindadir. islamin bu catismada alacagi pozisyon pek tabii ki de musluman ulkeler ve hatta dunya icin oldukca onemlidir. yalniz bizdeki tren kacti mi bilmiyorum ama umarim diger musluman ulkeler bu konuda bize benzemezler.