14 Kasım 2010 Pazar

Rekabet

Televizyonda tasavvuf sohbetine katılan meşhur bir profesör, insanların " fırka fırka" yaratılmış olmasının arkasındaki hikmeti "rekabete" bağladı ve rekabetle devletçilik arasında bir bağ kurup, devletçilik fikrinin artık değerini yitirdiğini sözlerine ekleyerek bitirdi.

Devletin uyguladığı ekonomi politikaları neticesinde bazı insanlar fakirleşiyor, bazıları zenginleşyiyorsa ve bu bir müdahelenin neticesi ise ekonominin kendi haline bırakılması da, rekabete açık olmasıda o kararları alanlar açısından bir sorumluluk taşır.

Rekabetten anlaşılan daha çok üretim, daha çok tüketim ise yani daha çok kazanç ise ve bu gelimişmenin tek göstergesi ise mekanik bir dünya görüşüne teslim olmuşuzuz demektir.

Gelir dağılımı üzerindeki etkisini bir an için bir kenara bırakalım ve rekabet her alanda verimli midir sorusu üzerine düşünelim? Tekel oluşturabilecek malların, kamusal malların (adalet, eğitim, sağlık)üretiminde pek çok sorun vardır.

Kamu maliyesinde iki tür kamusal mal kabul edilmiştir : 1-Tam kamusal mallar 2-Yarı kamusal mallar.

Tam kamusal malların özelliklerinden bazıları; bölünememeleri, pazarlanamamaları, kişisel talebe konu olmamaları, toplumu oluşturanlar faydalarından mahrum edilemez oluşlarıdır. İç dış güvenlik, adalet tam kamusal mallardandır. Siyasi karar alma mekanizmaları ile üretilir.

Yarı kamusal malların üretimindan ise halk mahrum edilemez. Kısmen pazarlanabilir, fiyatlanabilir, piyasada üretebilir ama üretiminden halk mahrum edilemez. Eğitim ve sağlık bu gruptandır.

Bunların dışındaki barınma, ulaşım, beslenme gibi temel ihtiyaçalarında sosyal devletin ilgisi içinde olduğunu eklemek gerek. Bunların yanında petrol, telefon vb stratejik sektörlerdeki tartışmları eklemek gerek.

Devletin ekonomiden tamamen çekilmesini arzuluyanların, sosyal devlet ilkesi çerçevesinde, kamusal malların ve kamusal mal olmamasına rağmen bir insanın hayatını sürdürmesi için lazım olan malların nasıl üretileceğini, nasıl dağıtılacağını açıklamaları gerekir.

Devletçilik aynı zamanda bölgeler arasındaki gelişmişlik dengesizliklerinde de gidermek için devlet ekonomiye müdahele etmek zorunda kalabilir. Bölgeler arasındaki dengesizliklere ilgisiz kalmanın neticesi göçtür. Kamu iktisadi teşebüsü kurmayıp özel sektöre yol veren irade sonunda , kulağını tersten gösterek, teşvikler yokuyla kaynak aktarmak zorunda kalır.

Bütün bunlara ek olarak, ekonomide her dönem değiştirmeden kullanılabilecek sihirli formüller yoktur. Ekomonmi politikaları dünyadaki ekonomik gidişata göre farklı formülleri kullanmaya ihtiyaç duyabilir. Kimi kriz dönemlerinde devletin bazı sektöreleri koruması, bazı malların ithalini engellemesi, piyasada fiyatı tespit etmesi, bizzat mal üretmesi gerekebilir. Gün gelir devlet et ithal etmek zorunda kalır, gün gelir devlet banka satın alıp sektörde en büyük olabilir.

Ayetlerin ve hadislerin, gelişigüzel, günün hakim ekonomi/siyasi politikalarına destek olacak şekilde yorumlanması, yorumlayanlara olan güveni sarsabilir.

Hiç yorum yok: