7 Eylül 2011 Çarşamba

Blogda geçen dört sene...

2007 sonbaharında açtığım bu blog, dört seneyi devirip beşten gün almaya başladı.

Yazmak aklımda olan bir şey değildi. Blog tutanları keşfedip de bu bir çözüm olur mu acaba diyene kadar.

Başlangıçta ne yazacağımı pek kestiremeden, güncelden uzak durup ve daha çok kavramları didiklemeye, kurcalamaya çalıştım. Güncele değinmek zorunda kaldığımda ise mümkün olduğu kadar kimseyi üzmeden, diplomatik bir dil kullanmaya çalıştım. Aslında, güncelin er meydanı olduğunu, insanın kendini burda ifşa ettiğini, hatalarıyla içinde bulunduğu hâlle burda hayat bulduğunu farkettikçe daha çok güncel üzerine yazmaya başladım. Dünyayı anlamak, olayları çözmek güncel üzerine düşünmeden mümkün değilmiş. Yine de kimseyi (başı derde girmesin diye) bu konuda teşvik etmek istemem.

Blogu açarken aklımda blogla ilgili tek bir ilke vardı; mümkün olduğunca alıntı yapmamak. O da Şems'in meşhur menkıbesinden ( Büyüklerden söz açıp o bunu yaptı, şu bunu yaptı diye anlatanlara, "Bunlar hep dedikodu, siz ne yaptınız onu anlatın. Başkasının asa'sına dayanmadan ne zaman ayakta duracaksınız", diye çıkışması/azarı) bir esinlenmeydi. Bu yüzden, ek olarak arşiv  blogunu açtım. Alıntı yapmama ilkem, kitap eleştirileriyle mecburen delindi. Belki de bu yazıların tamamının arşive taşınması daha doğru olur, şimdilik bilemiyorum. Bunun için ek bir blog açmak ise çok dağıtmak olur herhalde ve zaten çok fazlada post yok bu konuda.

Geçen seneye kadar bir imlâ kaygısı duymadan yazıp duruyordum. Artık, en azından takip eden dostlar için imlâya daha fazla dikkat etmem gerektiğini düşünüyorum.  Virgülle aramız bozuk, gerekli gereksiz kullanıyorum. Onunla da aramızı düzeltirsek kendimi bu konuda mesafe kaydetmiş sayacağım. Şapkalar da ise düzgün bir veri tabanı yok, zamanla oturacak artık.

Şiir benim alanım değil, bunu gördüm. Şiire benzer şeylerdense çok fazla ciddiye alınacak bir şey çıkmadı malesef. Aruza bulaşmak bir mecburiyet sonucu oldu. Bu işin ne kadar zor olduğunu anlamak açısındansa iyi oldu. Acemilikten dolayı; bir şey söylemekten, bir derdi anlatmaktan ziyade bir bulmacanın parçalarını tamamlamak gayesi öne çıktı. Hikayelerse, hikayelemenin sorunlarını anlamak için bir denemeydi sadece. Henüz ne hikaye ne de şiir, içinde ikamet edebileceğimiz alanlar değil. Üzerinde çalışmadıkça, bir çok deneme yapmadıkça, vakit ayırmadıkça kendini açmayacak alanlar. Şimdiye kadar yazdıklarımızla yazana, yazabilene saygı duymayı öğrendik.

Yazmak bir inşa işi imiş, onu öğrendik. Yazdıklarınızla kendinizi bağlıyor, uçup gidecek fikirleri zaptırapt altına alıyorsunuz. Yazılan yazı ne kadar etliye sütlüye karışmayan bir şey olsa da daha sonra okunduğunda referans alınacak bir hâl'i kayda alıyor.

Şimdi, yazmaya keşke daha evvel başlasaydım diyorum, keşke dememek gerekse de. Tandıklarımı yazmaya teşvik ediyorum; yazmaktan vazgeçenleriyse yazmaya.

***

Blogda aylık yazı ortalaması altıydı. Muhtemelen bundan sonrası da böyle olacak. Bundan sonra da ağırlıklı konular, araya başka denemeler girse de, gene güncele itirazdan bir "hâl" i/kendi "hâl"imizi arama olacak. Daha fazla parantez açarak, imlâyı katletmemeye çalışarak, acele etmeden, mümkün olduğunca kural koymadan, resmi uslubu yumuşatmanın yollarını arayarak ve geleneğin izini sürerek.

6 yorum:

N.Narda dedi ki...

Ne güzel bir geriye bakış-ileriye atıf yazısı olmuş. Çok güzel ifadeler söylemişsiniz yazmak hakkında da...Okumak ve sürekli deneme yaparak yazma işi gelişir der Ali Ural...


Yazmak iyidir :)Siz de devam edin;okuyoruz.

Enis Diker dedi ki...

Sağolun Narda hn.

Yazmaya çalışıyoruz. Kitabî bilgi ile bir yere kadar. Mümkün oldukça, fırsat buldukça yazmaya devam edeceğiz.

Blog ortamı bir başka dayanışmanın, sohbetin ortamı aynı zamanda. Bu sayede insanlar yeni dostluklar kurabiliyor.

Yorumlar için çok teşekkürler:)

pisikopati dedi ki...

Öncelikle tebrikler ve nice yıllara diyorum.

Değerlendirme ve özeleştiri içerikli bu yazıyı da ayrıca çok beğendim.

Enis Diker dedi ki...

Teşekkürler Pisikopati:) Konu oldukça, yazacak birşey buldukça yazmaya devam

beenmaya dedi ki...

iyi ki, iyi ki yazmaya başlamış, bizlerle paylaşmışsınız diyorum ben de daha nice senelerde, nice kelimelerde buluşalım dileğiyle...

Enis Diker dedi ki...

Çok teşekkürler Beenmaya:) Devam etmeye çalışacağız:)