18 Şubat 2017 Cumartesi

16



Mesnevî'de akıl üzerine

Mesnevî'den bir konu ele alıp değerlerdirirken, alıntı yapılırken hikayenin bağlamından kopmamak gerek. Mesela av hayvanları ve aslan hikayesinde çalışma ya da çalışma karşıtı bir beyitin alınıp kullanılması; yine Bedevi ile Karısı hikayesindeki diyaloglardan birinden bir alıntı yapmak ve bunu hikayenin tamamına teşmil edecek şekilde yorumlamak problemli olabilir.

*

Mesnevî'de akıl konusunda farklı yerlerde farklı yorumlarla karşılaşıyoruz. Bunlardan birini alıp, akıl bu eserde şöyle anlaşılıyor demek yanıltıcı olabilir. Bu yazıda dikkatimizi çeken iki faklı bölümün bir çelişki oluşturmadan nasıl anlaşılabileceği üzerinde durmaya çalışalım.

2. cildin başında akla dikkat çekici bir övgü vardır. 6. beyitte ise, hazine arayan adamın hikayesinde ise tam tersi bir durumla karşılaşırıyoruz.

Önce 2. cildin başından, akılla ilgili övgülerin yer aldığı bölüme bakalım:

Âdem, işleyeceği iş için danışsaydı, pişman olup da özür getirmezdi.

20 Bil ki akıl, bir başka akılla eş oldu mu; kötü bir iş işlemeye de engel olur, kötü söz söylemeye de.

Fakat nefis, bir başka nefisle dost oldu mu, cüz’i akıl, temelleşir, işsiz-güçsüz kalır. (Nefis/akıl karşıtlığına dikkat çekelim)

26 Akıl, bir başka akılla çift oldu mu, ışık çoğaldı, yol belirdi demektir.

Fakat nefis, bir başka nefisle sevindi mi, karanlık artar, yol belirsiz olur.

43 Fakat bilgi güneşi bir yerden-bir yere göçmez;candan, akıldan başka bir doğru yoktur ona.
Hele işi gücü gece-gündüz her yanı ışıtmak olan o yanın olgunluk güneşi hiç bitmez.

56 Can, bilgiyle, akılla dosttur; canın Arapçayla, Türkçeyle ne işi var? 2.Cilt

6. ciltte ise konu iki farklı çevride karşımıza şu şekilde çıkacaktır :

“Gururdan, kendini beğenmekten kurtul. Lüzumsuz, fazla şeyleri üstünden at ki, Hakk’tan sana her an ilahî rahmetler yağsın. Akıllılık, kendini birşey zannetmek, alçak gönüllü ve kırık kalpli olmanın zıttıdır…
Hz. Mevlâna Celaleddin-i Rumî (k.s.) Tahir-ül Mevlevî – Şerh-i Mesnevî:22776-77

Aynı bölüm Gölpınarlı Dede’de ise şöyle yer alıyor:

2375 Üstünlükten de soyun, saçma şeylerde de; çırılçıplak ol da her solukta üstüne rahmet yağsın.
Anlayışlılık, sınıklığın, yalvarıp yakarmanın zıddıdır; anlayışlılığı bırak, ahmaklıkta uzlaş.
Anlayışı hırs tuzağı, tamah fakı bil; ahmaklarsa sanatı görmüşler, sanatı yaradana yol bulmuşlar. 6. Cild

Bu iki farklı yorum bize ne demekte? Farklı yorum olanaklarına bakalım:

1- Mevlâna her iki akıl kavramını farklı makamlar için açıklıyor olabilir mi? Mesela nefs-i emare, nefs-i levvame, nefs-i mutamainne vs. için farklı farklı akıl açıklaması yapıyor olabilir mi?  Bu oldukça şık ama Mesnevî’nin tamamının yorumunu gerektirecek bir iddia. Bunun için de bölümlerin teker teker okunup, bu düşünceyi ispatlanyacak gerekçelerin bulunması lâzım. Bu çalışma yapılmadan bu görüş şık bir iddiadan öteye gitmeyecektir. Teker teker tüm ciltlerin bu bakış üzerinden incelenmesi gerekir. Mesnevî’nin çok zengin içeriğinin, bugün için birtakım ahlaki kodları, yaşam tarzlarını arayan biri için vakit kaybı olabilecek hacimli bir çalışmaya ihtiyaç olduğu da açık.


2-  Cebrail'in seslenişi akıl ve aşk arasındaki fark üzerinden açıklamak mümkün olabilir mi?

1070 Akıl önce ona muallimdi; ondan sonra akıl ona bir şakirt kesildi

Akıl Cibril gibidir, Ahmed der, bir adım daha atarsan yakar yandırır bu adım beni,


Burada akıldan kast edilen akıl yetisi olmalı. Çünkü burada aklın sınırının, daha doğrusu akılla kavranabilenin sınırına ulaşıldığından bahsediliyor. Akıl-nefis ikilemesinden farklı. Akıl ve nefis birbirine dönüşebiliyor. Bu karşıtlıkta ise bu mümkün değil.

3- Her iki metinde aklın farklı nitelikleri esas alınıyor olabilir mi? Akıl bu niteliklere göre övülüyor ya da yeriliyor olabilir. Bu açıdan baktığımızda ilk alıntıda aklın danışan, araştıran özelliklerini görüyoruz. Buradaki aklın karşıtı nefis. İkinci alıntıda ise insanın aklıyla gururlanması, kendiyle böbürlenmesi üzerinde duruluyor. Aslında buradaki akıl ilk alıntıdaki nefise ayağını kaptırmış gibi.

İlk alıntı 2. cildin başında tamamen akla yönelikken, ikinci alıntı bir hikayeden çıkıyor. Ve bu yüzden sanırım akıl eleştirisini bu alıntıda hikayenin bağlamı üzerinden de değerlendirmek gerekiyor. Hikayede anlatılanın bu sonuca katkısı nedir?

Bu hikayede define arayan birinin hikayesi anlatılmakta. Defineyi bulmak için havaya ok atan defineci bir türlü isteğine kavuşamaz. En sonunda her şeyi bırakıp Tanrıya yönelir, ondan yardım ister. Hikayenin sonunda yardımın ancak oradan geleceğinden bahsedilir. Bu haliye hikaye Mesnevî’nin birinci cildinde yer alan (Padişah ve Cariye hikayesinde) çaresiz kalmış hekimler hikayesini hatırlatır.

İlkinde aklın etiğin, hukukun, siyasetin (/sosyolojinin) alanındaki etkinliklerden bahsedilirken, ikinci alıntıda determinizim üzerinden metafiziğin ele alındığını söylemek çok da sorunlu olmayacaktır sanırım.


4- Konuyu paylaştığımız bir büyüğümüz* phronesis** ile açıklamanın daha doğru olduğumu söyledi. Yorumun tecrübe ile her olayda yenilendiği, bitmediği; yorumlayanın bu açıdan haddini bildiği bir pratik bilgelik olarak. Phronesis'in açtığı imkanlar üzerinden günümüz yorumbilgisine bir köprü kurmaksa mümkün görünüyor. 


Bu açıdan bakıldığında Gölpınarlı’nın aklı anlayış olarak çevirisi oldukça makul gözüküyor

*http://mesneviyiokumak.blogspot.com.tr/search/label/Mesnev%C3%AE%20ve%20Felsefe
** http://hukukkurami.net/media/file/phronesis.pdf

2 yorum:

Selin Gül Benn dedi ki...


Şalom; akıl olmasa nefsin bi kıymeti olabilir mi -sonuçta nefs aklı diri tutan değil mi?
Eğer ki nefs hep dizginlenmesi gerekilen gibi gösteriliyor hatta yer yer kötü birşey gibi gösteriliyor bu ne kadar doğru bilemem lakin nefs olmasa akıl boşlukta ve işlevsiz kalmaz mı?
Nefs aklı şaht mat edebilir kibir ile vs. Bu da aklın zarar alabilirlğini gösterir herhalde. Diğer taraftan akıl "sağlığı" "bozuk" olanın suç ehliyeti yoktur dolayısı ile nefsi de yoktur yada daha doğrusu nefs-i tutuklanamaz aklının kıtlığından sağlıksızlığından vs dolayı.
Akıl ile nefs birbiri ile denk değil lakin biri olmadan diğerinin ne işlevi olabilir.
Yazdğınızı ne kadar doğru anlamadım bilemem -okuduğumdan anlaıdğım kadarına yada kendimce anladığıma kendimce :) yanıtladım oldu :)
selam sevgi saygı ile.

Enis Diker dedi ki...

Tamamen katılıyorum :) Mevlâna Mesnevî'de farklı yerlerde akıldan söz ederken farklı nitelilerinden bahsediyor. Böylece bize aklın kesin bir tanımını vermektense çeşitli görünümlerini sunuyor. Ve okyucuyu karşılaştığı durumda hangi akılla karşılaştığnı anlamak için düşünmeye sevk ediyor. Yorum için teşekkürle @-