22 Şubat 2008 Cuma

Değişim- Şaşı çırak

Davutpaşa ve Tuzlanın düşündürdükleri

Müdahale etmediğimiz,edemediğimiz için suçluluk duyduğumuz olaylar vardır. Gücümüz yetmez, sesimiz çıkmaz seyirci kalıveriz. Bazende yanıbaşımızda birden patlar ne olduğunu anlayamayız, anladığımızda da iş işten geçmiştir

Dünyanın yada ülkenin bir yerinde kötü bir şey olduğunda, tv kanallarını değiştiriz izlememek için, gazetelere bir göz atıp geçeriz elimizden bir şey gelmiyeceği için.

Ekonomik gelişme için nelerden vazgeçilebilir yada neler ihmal edilebilir, görmezden gelinebilir?

Gelişim ,değişim kaçınılmaz. Değişirken neyi koruyacağız kendimiz olarak kalmak için yada neleri korumamız gerekir. Eğer her şey değişecekse yeni koşullar altında biz artık eski biz değiliz, başka bir şeyiz. Kişisel ve toplumsal gelişimizde değişim kaçınılmaz. Zaman zaten bunu zorunlu kılıyor.

Mütedeyin müslümanın dünya meseleleri üzerine fikri, tavrı, duruşu olmalı mı? Yoksa müslümanlık emeklilikte yapılacak camiden eve, evden camiye bir hobi mi? Ya da işyerine girildiğinde global dünya vatandaşı, evin kapısından girildiğinde dindar mı olunacak? İnsan olmak ,hak, hukuk tanımak şalteri indirğinizde/ kaldırdığınızda devreye girecek, insan arzusuna tabi bir şey midir? Kötüye giden bir şey varsa , benim terminoljimde olmasada, daha evvel konuşulmasada bu benim onu en azında dil ile bunun yanlışığın teslim etmeme vebalini üzerimden almaz.

Hukuk ortak bir akıldır, bir ihtiyaçtan, bir hakkı korumak, teslim etmek için vardır.

İnsanlıktan çıkarak; hukuğu, hakkı görmezden gelerek, değişimden yana olmak bizi biz olmaktan çıkarmayacak mı? Para kazanan makinalara dönüştürürmüyecek mi?. Duygusuz sistemin bir çarkı. Bazı şeyleri feda ettiğimzde neyi koruyoruz, ailemizi mi? kendimizi mi? Feda etmeler başladığında bir gün yokuşu çıkmak, düşmememek için pedalı çevirmek gerektiğinde kendimizide feda etmeyeceğimizin bir garantisi var mı? Fedalar başladığında bunun nerde duracağı belli olur mu?

İnsanlığı birşeyler için, birşeylere feda ettiğimizde hepimizin çırak olduğu hayatta, hikayedeki gibi şaşı çıraklara dönüyoruz. Oysa kırdığımız şişe tek ve o şişe insanlığımız.

Ekonomik gelişme için haktan, hukuktan, insanlıktan fedakarlık edilemez.

Burada sabit değişmeyecek geçmişte de olan , geleceğimize taşıyabileceğimiz, diğer değerleride sürükleyecek, geleneği de temsil eden temel bir bakış açısına, kanatimizce insanlığa ihtiyacımız var.

1 yorum:

Hu Hu ben yahu :) dedi ki...

Sorumluluk bilinci !
Bu bilinç hem yukarıdan aşağıya -hem aşağıdan yukarıya doğru işlemeli!
Rüşvet pardon Bahşiş yeni adı -devletin görevi vatadandaşı her bir kötülükten, beladan korumaktır bu yüzden yasalar, hak hukuk ve kanunlar vardır -bunları uygulayıcıları vardır da araya 'Bahşiş' girdimi kaçak inşaat olsun, iş yeri olsun vb. yani yasal şartlarda olmayan her ne "kaçak" varsa gözyumulur. Yukarıdakinin sorumluluğunu bahşişe değişmesi -aşağıdakinin üç beş kuruş daha fazla kazanma hırsı; hakkı olmayandan pay alma anlayışı, alışkanlığı. Yasaları uygulaması gerekenler uygulamıyor ki -Yasanın gerektirdiği hakkın, hukukun uygulanması için çaba veren ise "Süründürülür" "Sürülür" ayak altından uzaklaştırılır.
Ahlâk sadece olması gereken bir şey ama uygulanmayan tıpkı sorumluların uygulamadığı gibi, tıpkı üç beş kuruş daha fazlası için emeğin hakkını vermeyen -sigortadan çalan gibi.
Neyse doğru elden birşey gelmiyor çünki "çoğunluğun" seçtiği yol bu yol daha çok kaçak iş yerleri, patlamalar, dramlar, sigortasızlığa emek verenler olacak.